Çelik: Barışın yegane zemini diplomasi olacaktır

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, AK Parti MYK toplantısı gündeme ilişkin önemli açıklamalarda bulundu

Çelik’in açıklamalarından satır başları şöyle;

“Sayın Kılıçdaroğlu’nun anneleri yanına davet etmesi için giden iki aile ile görüşmesi Diyarbakır anneleri ile görüşme diye sunulmuştur. Halbuki annelerle görüşmek Diyarbakır’ın annelerinin ayağına gitmektir.

KILIÇDAROĞLU’NUN DİYARBAKIR ZİYARETİ

Buradaki soru şudur; niçin annelerin ayağına gidilemiyor, vicdan nöbetine destek verilmiyor. TSK’nın operasyonu halkı ezmektir dendiğinde o genel başkan ‘meşru operasyonlardır’ diye niçin cevap vermiyor. Ne kadar demokrasiden, özgürlüklerden bahsederseniz bahsedin, teröre karşı bir tavrınız yoksa…

Sayın Cumhurbaşkanlığımızın başbakanlığı ve cumhurbaşkanlığı döneminde hükümetimiz yaşlılarla ilgili pek çok şeyi hayata geçirdi. Bizim için son derece önemli konudur. Geçmişimizle geleceğimiz arasında hikmetli köprüleri onlar sayesinde kuruyoruz.

2016 yılında Yaşlı Destek Programı kapsamında yaşlıları kendi evlerinde, ailelerinin yanında geçirebileceği evde bakım hizmete alabilecek düzenlemeyi hayata geçirmiştik.

İSLAMOFOBİ İLE MÜCADELE

Buradaki irademiz güçlü şekilde devam ediyor. Bütün yaşlılarımızın yüksek kalitede hizmeti güvence altına alınmıştır. Büyüklerimize buradan hürmetlerimizi iletiyor, ellerinden öpüyoruz.

İslamofobi, İslam düşmanlığı ile 15 Mart mücadele günü olarak tarihe geçti. Yeni Zelanda’da bir katliam gerçekleşmişti. Burada bir Türk vatandaşı olan 51 kişiyi saygı ve rahmetle anıyoruz. BM Genel Kurulu 15 Mart Günü’nü ‘Uluslararası İslamofobi ile Mücadele Günü’ kabul etti.

Cumhurbaşkanımızın güçlü çağrılarıyla 22 Mart 2019 tarihinde acil icra komitesi toplanmıştı. İslamofobi ile mücadele konusu bugünün dünyasında giderek artık küresel barışı ilgilendiren bir konu haline geldi. İslam İşbirliği Teşkilatı’nda alınan karardan sonra Türkiye Pakistan ve pek çok paydaşla birlikte gayret sarf etti. Şimdi hayata geçmiş oldu. Bunun altını doldurulması iyi strateji, güçlü yasalarla güçlenmesi yönünde bütün dünyada takipçisi olacağı bir süreç olduğunu ifade etmek isterim.

‘ÇANAKKALE KÖPRÜSÜ ÖNEMLİ BİR SEMBOL VE TAÇTIR’

Yahudi soykırımına imza atan zihniyet, bugün Müslümanlara dönük olarak o zihniyet kodlarını işletmeye çalışıyor. Yeni Zelanda’daki katilin yazdıklarına, bağlantılarına bakıldığında referans noktasının Naziler olduğu görülüyor. Bunlar iç içe geçmiş strateji çerçevesinde, demokrasi düşmanlığı, islam düşmanlığı, göçmen düşmanlığı, yabancı düşmanlığını yerleştiriyorlar.

Geçtiğimiz birkaç gün son derece önemliydi. Çanakkale Zaferi’nin 107. yıldönümünde Çanakkale Köprüsü Cumhurbaşkanımız tarafından açılmış oldu. Bu AK Parti’nin eser siyasetinde önemli sembol ve taçtır. Türkiye’nin ne kadar büyük projelere imza atabileceği bir kere daha görmüş olduk.

Bütün bunlar bileşik kaplar teorisi gibi birçok şeyin yan yana gelmesiyle oluyor. Tabii ki milletimizin iktidarımıza verdiği destek bu eserlere imza atılmasına neden oluyor. Her zaman olduğu gibi bunları şu ya da bu şekilde eleştirenler oluyor. Normal olarak hiçbir şeye imza atmayanlar, krize imza atanların bunları gölgelemeye çalışmasını bir kere daha tespit ettik.

‘SUUDİ ARABİSTAN’DAKİ SALDIRIYI ŞİDDETLE KINIYORUZ’

20 Mart sabahı Suudi Arabistan’a bir saldırı oldu. Bu saldırıyı şiddetle kınıyoruz. Kardeş Suudi Arabistan’ın yanında olduğumuzu bir kere daha vurguluyoruz. Yakın zamanda Yemen’deki Türk şehitliğine dönük olarak insanlık dışı eylem gerçekleşmişti. Yemen halkının asla kabul etmeyeceği bir eylem. Bütün süreci yakından takip edeceğiz.

Suudi Arabistan’da Türkiye’nin eserlerine dönük bu tip eylemler daha çok terörü yoğunlaştırmak yapılan eylemler. Bunlarla mücadelemiz sürecek. Dünyanın her tarafındaki şehitliklerimizi ve eserlerimizi bu bakımdan takip ediyoruz. Benzer hadise Batı Trakya’da Osmanlı dönemindeki Müslüman mezarlığına yönelik oldu. Orada bir teşviki tespit ediyoruz. Yunanistan makamlarının Osmanlı eserlerine, Türk Müslüman topluma karşısına karşı daha hassas olmasını bir kere daha ifade ediyoruz.

TÜRKİYE’NİN DİPLOMASİ TRAFİĞİ

Önümüzdeki günlerde Hollanda Başbakanı Türkiye’ye gelecek. Sayın Cumhurbaşkanımızın NATO toplantısında bir Brüksel ziyareti gerçekleşecek. Sayın Cumhurbaşkanımız Hem Zelenski hem Putin’le görüşmeye devam ediyor. Türkiye’nin politikasını herkes güvenilir politika olarak ifade ediliyor. Türkiye’nin Montrö Sözleşmesi kararlılığı ve iradesi herkes tarafından takdir edilir noktada. En büyük amacımız kalıcı ateşkes olması ve barışın imzalanması.

Bir plan konuşuluyor. Kritik siyasi konularda iki liderin bir araya gelmesi gerekiyor. Sayın Cumhurbaşkanımızın gerek Ankara gerek İstanbul’da memnuniyetle bir araya gelebileceğini, güvenli bir arabulucu olunacağını ifade etti. Vatandaşlarımız son derece başarılı şekilde tahliye edildi. İlk savaş gerçekleştiğinde hava, kara, deniz ikmal yollarında gerçekleşemiyordu. Maalesef bir muhalefet partisi bunu da istismar etmişti. Sonra net bir şekilde görüldü ki, hava, deniz, kara hangisi müsaitse Türkiye tüm kapasitesiyle tahliyeyi gerçekleştirecek durumuna sahiptir.

Emine Erdoğan hanımefendinin Ukrayna Cumhurbaşkanının eşine gönderdiği mesaj, oradaki çocuklara, kadınlara, şiddete maruz kalanlara mesaj da Ukrayna’da yankı buldu. Türkiye’nin insani yardımları herkes tarafından takdir görüyor.

‘DİPLOMASİYE DAHA YOĞUN GÜÇ VERMEK HERKESİN VAZİFESİ OLMALI’

Sayın Cumhurbaşkanımızın NATO zirvesinde yapacağı görüşmeler süreci belirleme açısından kritik olacaktır. Türkiye BM Uluslararası Ticaret Komisyonu’na yeniden seçildi. Bu son derece önemlidir. Ticaret yollarının tehdit altında olması yeni savaş ihtimalini ortaya çıkarıyor.

Türkiye bu uluslararası komisyonda ticari işbirliğini, kurallı ticaretin, dostane ilişkilerin teşviki bakımından önemli rol oynayacaktır. Sayın Cumhurbaşkanımız bugün milletvekilliği ve eski il başkanlığı yapmış arkadaşlarımızla bir araya gelecek. Türkiye tarafından açılan diplomatik hattın herkes için bir umut olduğunu gösteriyor. Bunu da bazı ortaklarımız ilk başta Türkiye ile verimli ve yeterli işbirliği gerçekleştiremedikleri için tarihi fırsatları kaçırdılar. Şimdi Türkiye’nin durduğu yer, Cumhurbaşkanımızın diplomatik duruşu herkes tarafından takdir ediliyor. Bunun daha çok desteklenmesi lazım.

Burada Ukrayna’nın toprak bütünlüğü hem de Rusya’nın kaygılarını bütünlüklü olarak ele alınması mümkündür. Siyasi egemenlik, toprak bütünlüğüne desteğin ötesinde birtakım yaklaşımlar ortaya koyulmamalı. Dengeli bir yol bulmak için imkan ve zemin vardır. Diplomasiye daha yoğun güç vermek herkesin vazifesi olmalıdır.”

SORULAR YANITLAR

“Bu işgalin öncesinde bir tablo vardı. Birileri çıkıp kendilerinin NATO içinde ne işe yaradığını değerlendirmeden Türkiye’yi sorgulamaya kalkıyorlardı. ‘NATO’nun beyin ölümü gerçekleşti’ diyen Fransa Cumhurbaşkanı şimdi kalkıp ‘NATO’nun doğu kanadının güçlendirilmesi lazım’ diyor. Bunu tarihe kayıt olarak düşülmesi lazım. NATO’nun içinde en güçlü ülkelerden birisinin Türkiye olduğu değerlendiriliyor. Sorgulamaların bir önemi yok. Güvenlik mimarisi hakkında konuşurken ilkeli ve prensiplere dayalı konuşmalar yapılması gerektiği açtır.

Cumhurbaşkanımız defalarca altını çizdi, NATO bütün ülkelerin güvenliğine de katkı sağlıyor diye. Siz tutuyorsunuz böyle bir ülkeye ihtiyaç duyduğu bazı savunma aparatları, maddeleri konusunda ambargo uyguluyorsunuz. Dolayısıyla siz kendinize zarar vermiş oluyorsunuz. Bayraktar İHA ve SİHA’ların ne kadar önemli işlevi olduğunun dünyanın her tarafında altı çiziliyor. Yakın zamana kadar bunlara dönük kara propagandanın yapıldığını gördük. Tam bu dönem içerisinde NATO zirvesinde geniş kapsamlı bir değerlendirme olacaktır.”

(Furkan Vakfı’nın eylemine müdahale) “Burada her zaman olduğu gibi prensibimiz açıktır, biz her zaman mücadelesini takdir ettiğimiz güvenlik güçlerimizin çeşitli olaylara müdahalede orantısız güç kullanmasını asla kabul edilemez, bunlar meşru sayılamaz. Adana’daki tablo ortaya çıktığı andan itibaren İçişleri Bakanımız ve Adana Valimiz soruşturmanın açıldığını söylemiştir. Orantısız güç meşruiyet sınırına çıkmış şiddet demektir.

Burada açıklamalara bakıyorum, muhalefet partilerinin açıklamalarına, bazı grupların açıklamalarına. Bu orantısız güç sanki hükümet politikası imiş gibisinden bir iftira kampanyası yürütüyorlar. 28 Şubat yeniden canlanıyormuş, eski günler yeniden geliyormuş gibisinden. Bunların hepsi sadece ve sadece hezeyandır. Türkiye’de 28 Şubat şartlarını ortadan kaldırmada en güçlü mücadeleyi biz verdik. Böyle bir sistematik şekilde yalan söyleme, iftira kampanyasına söyleyecek çok sözümüz var.”

Çelik: Türkiye, NATO içinde sorgulanamaz gerçekliktir

 

Kılıçdaroğlu: Savaş istemiyoruz, Türkiye büyük zarar görür